Söyleşi

@egeligezginege ile Yunanistan ve Yemek

Yunanistan sohbetlerimizin dördüncüsü, Ege aşığı Instagram kullanıcılarının büyük bir kısmının tanıdığı, benim de Instagram aracılığıyla tanıştığım ve çok sevdiğim arkadaşım @egeligezginege ile devam ediyor. Ege’yi keyifli seyahatlerinden, bilgi verici kapsamlı blog yazılarından, şahane fotoğraflarından ve ağzımızın resmen suyunu akıtan çikolatalarından biliyorsunuzdur. Lafı hiç uzatmadan direkt olarak sizi Ege’nin gözünden Yunanistan’a taşımak istiyorum. Hepinize şimdiden keyifli okumalar 😊

Benim için Instagram’ın ötesinde bir arkadaş, dost oldun. Dolayısıyla ben serüvenini iyi biliyorum ama sen yine de okurlar için kısaca kendini tanıtabilir misiniz? Kimdir @egeligezginege? Neler yapar?

Ben Ege, 27 yaşındayım, İzmir’de doğup büyüdüm, üniversiteyi İzmir’de okudum. Aslında Psikoloji bölümünden mezunum ama hayallerimin peşinden giderek pastacılık okumaya karar verdim. İstanbul’da dünyaca ünlü Fransız yemek okulu Le Cordon Bleu’da pastacılık eğitimi aldım. Kariyerime çok sevdiğim çikolata ile devam ettim ve bir yıl çikolatacı olarak çalıştım. Kısa bir süre önce çok sevdiğim işimden istifa ettim. Biraz yolumu değiştirmek ve kendimi dinlemek istemiştim. Dünyayı etkisi altına alan korona virüs sebebiyle şimdilik ben de evdeyim. Yolumu değiştirmek kısmını içinde bulunduğum durum sebebiyle gerçekleştiremesem de bolca kendimi dinliyorum. Rüzgar beni nereye götürür henüz planlayamıyorum. Sonuçlarını her şey normale dönünce göreceğim.

Yunanistan’ı ziyaret etmekten keyif aldığını biliyorum. Şimdiye kadar ülkede nereleri gördün?

IMG_7562Yunanistan gerçekten doyamadığım bir ülke. Şimdiye kadar 30’a yakın ülke gördüm ama geriye dönüp baktığımda en çok Yunanistan’a gitmişim. Hatta gittiğim şehirlere, adalara tekrar tekrar gittiğim oldu -ki gittiğim bir yere kısa bir süre içinde tekrar gitmek normalde pek tercih ettiğim bir durum değildir. Yunanistan bu açıdan beni de kalıplarımdan çıkaran bir ülke. Yunanistan seyahatlerim pek çok kişi gibi, ilk kez bir adaya giderek başladı. Bugüne kadar Sakız, Samos, Midilli Adası’na gittim. Hafta sonu tatillerinde Atina ve Kavala’yı yakın rota kaçamakları olarak değerlendirdim ve son olarak da geçen yaz Kefalonya Adası’ndaydım. Gördüğüm adaların hepsini ayrı ayrı seviyorum ama Kefalonya benim için en unutulmaz ada oldu.

Peki Yunanistan’a ilk ziyaretin ne zaman ve nereye olmuştu? ve bu seyahat sonrasında zihninden geçenleri de bize tarif etmeni istesem?..

İlk kez 2015’te, o zamanlar yeşil pasaportumun bana verdiği özgürlüğe dayanarak, günübirlik Sakız Adası’na gittim. Açıkçası başta tek gün için gitmemin ne kadar anlamsız olduğunu düşündüm. Çünkü bir yere gittim demek için değil, o yeri yaşamak için seyahat etme felsefesini benimseyen biriyim ve bu yüzden o gün çok eksik hissettim. Ayrıca spontane planladığımız bir gün olduğu için de adayı keşfetmek bir yana dursun, adanın tadını dahi alamadım. Bu yüzden Sakız Adası’na tekrar gitmek hep aklımda kaldı. Bir sonraki yıl üniversiteden mezun olduğumda kendime bir tatil hediye etmek istedim. Evde kendi kendime Yunan müziklerini sık sık dinlerim ve o dönemlerde çok kapsamlı bilgimin olmadığı Yunanistan beni içten içe heyecanlandırırdı. Bu his kesinlikle boşa değilmiş. O yaz yaptığım bir haftalık unutulmaz Sakız ve Samos Adaları tatilime dönüp baktığımda; bakir sularda yüzdüğümü, çok tatlı insanlarla tanıştığımı ve lezzetli yemekler yediğimi hatırlıyorum. Zihnime kazınan his de tam olarak şuydu: Sonuçta gördüklerim, yaşadıklarım “bizden” çok da farklı değildi ama hissettiklerim başkaydı. Yani bizim de güzel koylarımız var ama o denizlerde yüzebilmek için tesislere bir gün için çılgın giriş ücretleri ödemek zorunda bırakılıyoruz. Neden? Bizim de köylerimiz, yaşayan yerel insanlarımız, kültürümüz, yemeğimiz var ama neden bunlara sahip çıkmıyoruz, yıkıyoruz ve özümüzden uzaklaşıyoruz? diye bir sorgulamaya girdim. O yaz tatilden döndüğümde, aklıma kazınan en net şey, kültürlerindeki her parçaya ne kadar değer verdikleri olmuştu. İşte o özü ve samimiyeti derinden hissedebildiğim için Yunan Adaları benim vazgeçilmez tatil rotalarımdan oldu.

Durumu çok güzel özetledin. Bir İzmirli olarak zaten Yunanistan’a hep sıcak yaklaştığını tahmin edebiliyorum ama yine de sorayım. Yunanistan’a yaptığın ilk seyahatten önce nasıl bir beklentin vardı ve ziyaret sonrasında zihninde tam olarak neler değişti ya da değişmedi?

Açıkçası Yunan müzikleri dinlediğimde tüylerimi diken diken eden şarkılar olduğunda, “bu ülkeyle mutlaka bir bağım var” derdim. Sonra soy ağacımızı online olarak inceleme fırsatı doğunca, baktım ki ailemde Yunanistan değil, Romanya çıktı 😊 Ama ben yine de bir tarafımın uzun yıllar İzmir’de yaşamış olmasının mutlaka bir Yunan etkisi getirdiğine inanıyorum. Tabi bu, sistemde göremeyeceğimiz kadar geride olabilir. Çünkü hissettiğim bu sıcaklığı kendime başka türlü açıklayamıyorum.

IMG_6994

Gitmeden önce okuduklarım genellikle o dönem için Türkiye’deki tatil yerlerinden çok daha ucuza tatil yapıldığı ve çok lezzetli yemeklerinin olduğu üzerine yoğunlaşmıştı. Haliyle 2016 yılında bile adalara gittiğimde hâlâ ucuza tatil yaptım diyebiliyordum. Tabi artık kur farkından dolayı bunu söylemek zor ama ben yine de yaz sezonunda Türkiye’de tatil yapmaktansa bir Yunan adasında sakin bir deniz tatilini tercih ederim. Niye diyecek olursanız, tartışmasız Türkiye’de de çok eşsiz doğal güzelliklerimiz var; ama bunları yaşamak, özellikle de yaz sezonunda hem maliyetli hem de kalabalıktan tadı alınmıyor. Bu yüzden de yemekleri biz gibi olan, kültürümüzün çok benzediği, insanı sıcak, yakınımızdaki Yunan adaları yazın kaçış noktam oluyor.

Birçoğumuz için geçerli zannediyorum bu söylediklerin. Peki Yunanistan’a son seyahatin, Türk turistlerin çok da sık tercih etmedikleri ve benim de henüz gitmeye fırsat bulamadığım adalardan birineydi. Tatil nasıl geçti? Bizim için biraz detaylandırabilir misin?

IMG_2574Geçtiğimiz yaz Kefalonya’daydım. Yunanistan’ın en batısında, İyon Denizi’nde, biraz İtalyan esintili bir ada. Gerçekten Türkler henüz bilmiyor gibi. Genellikle İtalyan, Amerikalı, İngiliz ve Alman turistler tercih ediyor. Bir hafta boyunca sadece iki Türk aile gördüm. Biri teknesiyle gelmişti. Diğerinin hikayesi bayağı ilginç, anlatayım. Adanın en kuzeyinde Fiscardo diye bir bölge var -ki bence en keyifli yerleşim yeri. Orada kaldığım otelden ayrılırken cüzdanımı düşürmüşüm. Tabi bunu fark ettiğimde ertesi gün adanın güneyinde kalıyordum. Panikle her yeri arasam da bulamadım ve belki otel odasındadır diye otele ulaşmaya çalıştım. Görüşüp kontrol sağlamaları bir gün kadar sürdü. Cüzdanımda kartlarım ve tüm nakit param olduğu için tatilin benim için tüm keyfi kaçmıştı. Aradan iki gün geçtiğinde ve odada bulamadıklarını söylediklerinde artık durumu kabullenme evresine geçmiştim. Ama bu esnada düşünmeden de edemiyor, sürekli hafızamı yokluyordum. Tam da bu sırada göz yaşlarımı tutamadığım, çaresiz hissettiğim bir anda telefonuma bildirim geldi. Instagram üzerinden bir kişi bana mesaj atmıştı. Fiscardo’da kaldığım otelin odasında cüzdanımı bulduğunu yazıyordu. Çaresizlikten akıp giden göz yaşlarımın yerini mutluluk göz yaşlarım aldı. Sevinçten uçtuğum o an hemen arabaya atlayıp Fiscardo’ya gittim. O tatlı aile ile tanışıp keyifli bir akşam geçirdik. Cüzdanıma da kavuştum. Gerçekten bu, hayatım boyunca unutamayacağım bir anı oldu.

IMG_1286Öte yandan Kefalonya hem gördüğüm güzellikler hem de yaşadıklarım ile unutulmaz bir tatil yeri oldu. Abartmıyorum, birbirinden güzel yüze yakın plaj var. Pek çoğu kristal berraklığında, turkuazı o kadar parlak ki insanın aklını başından alıyor. Her gün en az üç farklı plajda yüzmeme rağmen hâlâ keşke görsem diyeceğim koylar vardı listemde… Adanın mutlaka görülecekler listesinde Melissani Mağarası var -ki hayatımda gördüğüm en etkileyici doğal oluşum diyebilirim. Büyüklük bakımından Yunan Adaları arasında altıncı sırada. Bu yüzden bir haftalık bir yaz tatili, burası için oldukça yeterli.

İlk fırsatta gitmek istediğim yaz rotalarımdan biri benim de… Peki yalnızca adaları düşünmesek ve genel olarak sorsam… Yunanistan’a seyahat ettiğinde yapmaktan en keyif aldığın şey ne oluyor? Yunanistan’da klasik bir günün nasıl geçiyor?

Yunanistan’da beni en keyiflendiren şey tabi ki yemekler 😊 Her nereye gidersem gideyim, vardığım ilk an bir tavernaya giderim. Sade ve telaşsız kurulan o sofraların tadına doyamıyorum. Bir bardak uzo, biraz meze ve taze deniz ürünleriyle donatılmış bir sofra. Benim için Yunanistan’da en büyük keyif. Klasik bir günüm ise sabah erkenden kalkıp çevrede kısa bir yürüyüş yapmak, sonrasında keyifli bir kahvaltı, en güzel koylarda denizin tadını çıkarmak, yol üzerinde birkaç köyü ziyaret etmek ve eve dönüp biraz dinlenip akşama bir tavernada yemeklerin tadına varmak şeklinde geçiyor.

Az önce yavaşlamanın güzelliğinin resmini çizdin sanırım 😊 Peki Yunanlarla Türklerin birçok noktada birbirlerine benzediklerini neredeyse sürekli söylüyoruz. Hem mutfak hem de kültür anlamında düşünürsek belki İzmir’de bunun konusu daha da sık geçiyordur. Sen bu konuda ne söylersin? ve bu benzerlik kapsamında bize aktarabileceğin enteresan bir anın var mı?

Yunanlarla çok da farklı olmadığımız pek çok konu var gerçekten. Özellikle doğduğum ve büyüdüğüm İzmir’de bunu belirgin bir şekilde görebiliyorum. Örneğin Yunanistan’daki gibi gün içinde bir siesta zamanımız olmasa da, biz de rahat rahat ve koşturmadan yaşayan insanlarızdır. İzmir insanı sıcaktır, tıpkı Yunanlar gibi… Geçmişte ortak çok paylaşımımız olduğu için bu benzerlikler çokça var. Mesela Sakız Adası’nda kaldığım evin sahibi yaşlı bir çiftti. İlk gün Dina beni kahveye davet etti, yanına da hemen bir kek ikram etti. Kekin bir parçasını yemediğim için ısrar etmeye başladı. Bizde de olur ya misafire ne olur ye ısrarı, işte tam aynısıydı. Hatta ertesi gün samimiyeti ilerletip ben de ona sabah yaptığım bougatsadan bir tabak ikram edince gözleri yaşardı. O da teşekkür için beni akşam yemeğine davet etti. O gün sofrayı gördüğümde inanamamıştım. Yazın sıcağında tüm gün çeşit çeşit yemekler hazırlamıştı. Birlikte keyifli bir akşam geçirdik hatta yemekten sonra fotoğraf albümünü çıkarıp çocuklarını, anılarını anlatmıştı. Tüm bunlar olurken Dina ve eşinin İngilizce konuşamadığını söylemeyi atladım. Benim için bayağı enteresan günlerdi. Çeviri programı indirip sesli olarak Yunanca anlatıyorlardı, çeviriden anladığım kadarıyla ben de onlara cevap veriyordum. Biraz da beden dili ile iletişimi çözmüştük.

Gözümde canlandırabileceğim kadar tanıdık bir sahne benim için de… Tam da ortak kültürden ve benzerliklerden bahsetmişken… Yemekler desem? 

Tabi mutfak açısından benzerliklerimiz çok fazla. Meze kültürü, otlar, tencere yemeklerimiz inanılmaz benziyor. Hatta bazı yemeklerin isimleri bile neredeyse aynı. Yunanlar bizim kuru cacık mezemize caciki diyor, patlıcanlı Musakka yemeğimiz onlar için Moussaka, bizim dolma onlar için oluyor dolmades… Yani anlayacağınız kıyı Ege’de göreceğiniz pek çok lezzeti Yunanlar’ın sofrasında görüyoruz. Bir de bildiğiniz gibi baklava bizim mi Yunanlar’ın mı tartışması var ki ona hiç girmiyorum. 😊 

IMG_6695Peki bu kadar yemek saymışken, Yunanistan’da yemekten en keyif aldığın yemek ne oldu şimdiye kadar? Bir de merak ediyorum… Yunanistan sana mesleki anlamda da ilham veren ülkelerden biri mi?

Bu soruya tek bir cevap vermem oldukça zor. Mekan ve yemekler olarak cevaplamak benim için daha kolay olacak. Atina’da Savvas’ta yediğim Yunan dürümü gyros, Midilli’de Mandamados’ta ballı yoğurt ve lokma, Sakız Adası’nın Volissos köyünde kaldığım ev sahibimin bir akşam benim için hazırladığı Musakka ve özel tarifi portakallı bir kek olan Portokalopita hafızama kazınan yemeklerden bazıları…

Gittiğim ülkelerde deneyimlediğim lezzetler bana hep yeni fikirler vermiştir. Yunanistan da bu ülkelerden biri. Mesela Sakız Adası’nda kaldığım bir otelde, köyde yaşayan teyzelerin elleriyle yaptığı bougatsa isimli içi kremalı, çıtır çıtır tatlı börek benim için unutulmazdı. Sonrasında Yunanistan’da farklı yerlerde bougatsa denesem de o lezzeti hiçbir zaman bulamadım diyebilirim. Aslında bizim Laz böreğine çok benzer ama şerbetli değil, o yüzden bizde benzeri yok. İleride bir pastanem olduğunda sabahları çıtır çıtır vitrinimde bougatsa neden olmasın 😊

Gelip yiyebilmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Peki bitirirken, hayat normale dönünce, Yunanistan’da bir sonraki durağının neresi olacağını da öğrenebilir miyiz?

Yazın bir arkadaşımla Yunan Adaları’nda ufak bir tatil hayalimiz var. Yakınlığı sebebiyle Sakız ya da Samos diye düşünmüştük. Ama şimdilik kesin planlar yapamıyoruz. Aslında en büyük hayalim Ikaria Adası’nı görmek… Dünyada en uzun yaşam ömrünün olduğu yerlerinden biri. Hatta pek çok tartışma var: yediklerinden mi, yaptıklarından mı, hissettiklerinden mi kaynaklanıyor uzun ömürleri acaba diye… Bence kesinlikle hepsine bağlayabiliriz. Bir gün mutlaka Ikaria’ya gidip oradaki yaşam tarzını gözlemlemek istiyorum. Pek de turistik bir ada değil zaten. Biraz inzivaya çekilmek mottosuyla gidilebilir. Mesela oraya giden bir arkadaşım bahsetmişti. Onun hikayesini de sizlerle paylaşayım. Adaya vardıklarında araba kiralama işlemleri falan derken kalacakları yere belirttikleri saate göre biraz geç varmışlar. Otel sahibi yaşlı amcadan bu durum için özür dileyip açıklama yapmaya giriştiklerinde ise amca şöyle demiş: “Sorun değil acelemiz yok, tatile geldin rahatla ve kolundaki o saati çıkar. Burada zaman önemli değil.”

Son olarak Yunanistan’la ilgili yönelteceğim şu kısa sorulara da cevaplarını almak isterim…

  • Yunanistan’daki favori şehrim: Atina
  • Yunanistan’daki favori adam: Kefalonya
  • Yunan mutfağında denediğim en favori tatlım: Bougatsa
  • Yunanistan’da içtiğim en muhteşem içecek/içki: Sakız likörü
  • Bence Yunan kültüründeki en etkileyici şey: Yunan müzikleri

Bu içten sohbet için Ege’ye çok çok teşekkür ediyorum ve ilgilenen okurların incelemeleri için Ege’nin tüm sosyal medya hesaplarını aşağıya bırakıyorum. Herkese şimdiden keyifli okumalar 😊 

Instagram @egeligezginege

Websitesi @egeligezginege

Facebook @egeligezginege

“@egeligezginege ile Yunanistan ve Yemek” için bir yorum

  1. Yunanistan’a maalesef hiç gitmedim ama bu site sayesinde hayallerimi süslüyor ama Yunanistan’dan 1. kusak göçmenin olarak gelen bir aileyle Amerika’da tanistim ve bir restoranları var. Kari koca isletiyorlar, mezeler, balıklar, sohbetler ayni bizim gibi ve inanılmaz bir bougatsa yapıyorlar. Zaman zaman sadece bougatsa ve kahve icmeye uğruyorum. Umarım bir gun Yunanistan’da ve sizin acacaginiz pastanede tatma şansım da olur.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.